Arayıp Bulamayanlara (:

17 Temmuz 2018 Salı

Zengin Koca Merakı

Bu sıra zengin koca muhabbetine çok denk geldim. Bakalım neler olmuş...

İlk olay bir alışveriş merkezinde başıma geldi. Muhtemelen lisede olan iki kadın arkadaş aksesuar bölümünde bir şeyler deniyorlar. Birisi şapka deniyor ve diyor ki: "Aa baksana Şeyma Subaşı'na benzedim." Öbürü de diyor ki: "Ay sen Şeyma Subaşı'nı mı seviyorsun?" "Hayır hatta tiksiniyorum koca parası yiyor salak... Ama ben de koca parası yiyeceğim."

Bir diğer olay da bugün plajda başına geldi. 3 tane yaşları 40-55 yaş arası kadın var. Ve iki tane de genç kadın. Onlar da sanırım liseye gidiyor. Gençlerden birinin annesi evli değil... Bir adamla tanışmış. Önce yakışıklı mı diye soruyorlar. Pek yakışıklı olmadığını söylüyor kadın. Sonra adam zengin mi diye soruyorlar. Adam zenginmiş ve kadının kızı "Oo sakın kaçırma anne sakın. " diye bağırıyor. Tüm bu konuşmalar o kadar yüksek sesle yapılıyor ki şaşarsınız. :) Diyelim ki hayattaki tüm amacın bu, bari bağıra bağıra dillendirme. Karşısındaki kişi iyi biri mi kötü biri mi, sapık mı, hırsız mı bilmiyorlar. Tek düşünce bu :)

Özellikle genç kadınların böyle aciz düşünceleri olması çok üzücü. Maddi durumun önemli olduğu doğrudur ama tüm hayatın geçirileceği birini seçerken tek kriter bu mu olmalı acaba? 

16 Temmuz 2018 Pazartesi

15 Temmuz'da Yapılmak İstenen

Yazıya başlamadan önce söylemem gereken bir şey vardır ki:
Bu yazı yalnızca benim olaydan çıkarımımdır.

15 Temmuz son zamanlarda geçmiş zamanlardaki 31 Ağustos Zafer Bayramı'mızdan, 23 Nisan'dan ve 29 Ekim'den daha coşkulu kutlanır oldu. İlk olarak "demokrasi zaferi" şeklinde geçen 15 Temmuz sonrasındaki süreç aylarca ülkemizin OHAL ile yönetildiği, birçok kişinin haklı haksız içeri alındığı, okullarda en basit etkinlik ve seminerlere dahi izin verilmeyen, hayatın durmuş olduğu demokrasinin tam zıttı bir süreçti. Peki insanlar neden buna bu kadar sıkı sıkıya bağlandı?..

Bu soru aklıma Muğla yolculuğunda geldi. Ankara'dan gittiğim için sokaklar tıklım tıklım doluydu ve cevap olarak aklıma şöyle bir şey geldi.

1-Ülkemiz kahraman bir toplumdan doğdu. Şu an yaşayan vatandaşlar hep bunun altında ezilen kişiler oldu. Çünkü kendilerini kahraman ilan edecek bir şey yapmaya fırsat bulamamışlardı.

2-Atatürk'ün ölümünden sonraki süreçte yaşananlar, özellikle darbeler, toplumun gittikçe siyasetten korkmasına ve apolitik olmalarına sebep oldu. Bugün bile hala üniversiteye ilk başlanıldığında öğrenciye siyasetten uzak dur öğüdü veriliyor. :) Toplum bu şekilde gittikçe soyutlandı ve hiçbir şeye dahil olamadıkları bir sistemin içine girdiler.

Evet normal bir hükümet herhangi bir darbe durumunda ilk olarak vatandaşın, sivilin korunmasını amaçlar ve dışarı çıkma yasağı dahi getirilebilir. Başka yollarla, polis ve askerlerle, politikacılarla süreç çözülmeye çalışılır. Başarılı olur ya da olmaz...

Erdoğan 15 Temmuz'da bunun tam tersini yapıp halka direnmelerini söyledi. Bu pek çok insanın hayatına mal olsa da insanların kendilerini kahraman olarak görmelerine ve sürece ilk elden dahil olup dışlanmışlık duygusundan kurtulmalarına sebep oldu. Bana kalırsa bu halk tarafından çok daha büyük bir ilgi toplamasına sebep olan başarılı bir oyundu. İstenilen tam olarak elde edildi. Artık sonrasında yapılacak demokrasi karşıtı şeyler bu kişiler tarafından tepki görmeyecek üstüne desteklenecekti. Erdoğan oyuna diğer kişileri de dahil ederek liderlik vasfını güçlendirmiş oldu. İnsanlarla arasında daha güçlü bir bağ kurdu. Hala bu kişiler bu bağ sebebiyle günümüzde olan bir çok tehlikenin farkına varamıyorlar. Tüm bunların fark edilmesi umuyorum ki 5 10 tane 15 Temmuzluk zaman almaz.

Ha bu arada tüm bu yazdıklarım darbe yönetimlerini desteklediğimden değildir  :) Halk tarafından seçilmeden,  yönetime el konulması hiçbir kişi için kabul edilebilir bir şey değildir. Yazı sadece 15 Temmuz'un halk üzerinde bir değerlendirmesidir (bana göre bir değerlendirme) :)

15 Temmuz 2018 Pazar

2018 Okumaları #6

SİYASET FELSEFESİ-DERYA KÜÇÜKALP

Okuyalı bir hayli zaman geçti aslında. Hem okuduğum bölüm sebebiyle hem de felsefeyi sevdiğim için başlamıştım kitaba. Eğer ilginiz varsa okuyun derim. Ders kitabı şekilde yazılmış olduğunu da söylemeden geçmeyeyim. Eski düşünürlerin fikirleri üzerinden gidiliyor ve onlar açıklanmaya çalışılıyor. 
  • Hayatın olağan düzeni hakikati görmemizi ve hissetmemizi engeller. Hakikat bu düzenin kesintiye uğradığı bir anda çıkar.
  • ...Marx, ekonomik eşitsizliklerin mevcut olduğu bir toplumsal düzende, hukukun ekonomik yönden güçlü olan sınıfın çıkarlarına hizmet edeceği, dolayısıyla da hukuk karşısında eşitliğin (hak eşitliği), özgürlüğün lehine değil, aleyhine işleyeceği düşüncesindedir.
  • Sivil toplum-devlet ayrımını esas alan biçimsel demokrasi anlayışında siyasal katılım, davranışları manipüle edilmiş vatandaşların önceden belirlenmiş olan siyaset ve amaçları ritüalistik bir şekilde onaylamalarıyla sınırlıdır.