Arayıp Bulamayanlara (:

9 Haziran 2018 Cumartesi

2018 Okumaları #4

ANA - MAKSIM GORKI

Uzun süredir klasiklerden birini elime almamıştım ve yıllar önce alınmış, belki de ben doğmadan önce alınmış bir kitaba gözüm çarptı. İyi ki de çarpmış. Bu güne kadar pek çok klasik okusam da dilini bu kadar beğendiğim bir yazar daha olmamıştı. Kitap aktı aktı. O dönemi yaşıyor gibi hissettiriyor. :)

Kitap sosyalist bir oğlu olan annenin yaşantısını anlatıyor. Uzun süre susturulmuş, sürekli kocasından dayak yiyerek hayatını geçirmiş bir kadının bu olaylar içerisine düşmesi anlatılıyor. Şu ana kadar hiç tanımadığı kadar insanla tanışıyor, gitmediği kadar yere gidiyor ve ufkunun genişlemesiyle yeni bir dünyaya açılıyor kapılar. 

Okuduğum ilk sayfadan itibaren aşık olduğum bu kitap sayesinde Gorki'nin tüm kitaplarını okuyacağım sanırım. :) Alıntı seçerken de bir hayli zorlanacağım çünkü hepsini yazmak istiyorum. :) 


  • Ben evladıma iyiyi ve doğruyu öğretmek istiyordum; ama kendim bunların ne olduklarını bilmiyordum ki...
  • Ben her zaman: iyi bir kavga kötü bir barıştan iyidir, derim. 
  • Bir kurt, bir it, bir domuz olman için emir verirler sana. Ama insan ol demezler, insan olman yasaklanmıştır bir kere.
  • İnsanı zincirlerden kurtaracak, kelepçelerden kurtaracak olanlar, yine insanlardır. 
  • İktidar varlığını sürdürebilmek için her türlü yolsuz harekete elbette başvuracaktır. Ve aslında bizi yönetme sevdasında olan sizler, kendiniz esir ve köle durumundasınız. Bizleri bedenen çökertme isterken kendiniz ruhça çöküyorsunuz. Sizler kendinizi peşin hükümlerin, yalanların etkisinden kurtaracak kuvvette değilsiniz. Ve bu baskı, gün geçtikçe sizlerin ruhlarınızı öldürmekte, bizleri ise bütün dünyada kitlelerin önüne çıkarmaktadır. Sizler bizi zehirlemek istiyorsunuz; ama bizlerde o zehirlerin panzehiri var. Ve sizler farkında olmadan bizlere bu panzehiri aşılamaktasınız. 

26 Nisan 2018 Perşembe

En Güzel Sabahlar

Uyandığım an enerjiyle dolu olduğum günleri çok seviyorum. Bu genellikle pek başıma gelmiyor. Sabah pek enerjim yerinde olmaz. O yüzden güne başlarken ufak egzersizler yaparım, bu bedenime de iyi geliyor. Gün ortalarında kendimi çok çok yorgun hissederim ve akşam saatlerinde müthiş bir enerjiyle dolarım. Bu da gece saat 1'e, 3'e kadar sürer. Bu sabah zor uyanmama rağmen çok işler başardım. Böyle günleri seviyorum.

Zor uyanmama rağmen kalkıp sporumu yaptım. Tabii başlamadan önce yumurtamı haşlanması için ocağa koymuştum bile. Sporumu yaptıktan sonra buzdolabından kahvaltılıkları çıkardım. Yumurta tam haşlanana kadar ve biraz soğumasını beklediğim arada öğle yemeğim için salatamı hazırladım ve akşam yemeği için yapacağım mantar sotenin biberlerini doğradım. Kahvaltımı yaptım, ilaçlarımı içtim (biraz hastalanmışım da antibiyotik verdi doktor). Kahvaltımı yaparken blog yazılarını okudum. :) Sonra kalkıp akşam yemeğimi hazırladım. Zaten öğlen dünden kalan çorbadan içmeye karar verdim. :) Tüm bunları 1 buçuk saatte bitirmiş olmak günün yükünü biraz da olsun üstümden atmamı sağladı.

Son zamanlarda okuduğum ve izlediğim birkaç şey sebebiyle uyku düzenimi değiştirmeye karar verdim. Günde 5 saat uykunun insana yettiğiyle ilgiliydi bunlar. Çünkü fazla uyku aslında bedenimizi veya zihnimizi dinlendirici bir etkiye sahip olmuyormuş. Ben de bunu uygulamaya çalışıyorum. Uykuyu çok sevdiğim için bunu yapmak zor geliyor aslında. Ama çalışmaya başladığımdan beri bunu yapmak zorunda hissediyorum kendimi. Çünkü biraz daha uyusam kendimi zaman ayırmak için, ders çalışmak için, blog yazılarını okumak veya yazmak için dahi zamanım olmuyor. Hastalanınca bu uygulamayı bıraktım; ama tekrar başlıyor. Bir sıkıntı da şu. Normalde 5 saat gece uykusu 20 dakika gün ortasında uyku şeklinde bir sistem. Lakin ben okuldan çıkıp direkt işe gittiğim için o gün ortasındaki uykudan mahrum kalıyorum. Oysa nasıl severim ben saat 4-5 civarı kestirmeyi. :(

Yazacak manasız çok şeyim var. Ama sonra yazayım. Günaydın. Enerji dolu bir gün geçirmeniz dileğimle.

22 Nisan 2018 Pazar

Seçim Yaklaşıyormuş

İlk olarak en sevdiğim resmi bayramlardan birisi olan 23 Nisan için bu sene ki temennimi yazmak istiyorum. :)


Nefret ve cahillikle değil iyilik ve bilgiyle yetiştirilen çocukların olduğu bir dünya diliyorum bu sene. Her ne kadar değeri bilinmese de gurur duyulacak, çok güzel bir bayrama sahibiz. Ve gelelim bugün yazmak istediğim konuya...



Geçen hafta  resmi olarak erken seçim kararı alındı ve hemen her yerde bir sürü yazılar yazıldı. Televizyon programlarında tartışmalar yapıldı. Aslında beni şaşırtan bir şey olmadı. Böyle bir ortamda erken seçim yapılacağı çok belliydi. Lakin şöyle bir problem var. Halkın %48.59'u ne için oy verecek?.

2017'de yapılan seçim aslında çok büyük bir rejim değişikliğiydi yani tüm siyasal yapıyı değiştiren şartları içeriyordu. Bu seçimde halkın %48.59'u hayır diyerek bu rejimi desteklemediklerini belli etmişti. Seçim halkın kabul ettiği bir rejimde olmak üzere farklı seçenekler dahilinde olursa bir anlam ifade eder. Lakin bu durumda halkın %48.59'unun herhangi bir şekilde oy vermesi saçma olacaktır. Çünkü bu sistemde başta kim olursa olsun bu kişiler böyle bir sistemi istemiyordu. Eğer demokratik bir ülkede yaşıyor olsaydık bu kişiler içerisinde hala aynı kararda olanların boş oy atması beklenen bir davranış olurdu. Ancak ne yazık ki boş oyların imkan bulundukça derhal sayım esnasında doldurulduğunu biliyoruz. Bunu 2017 seçimlerinde de yaşadık. Böyle bir ortamda bu insanların ne yapacağı çok tartışmalı bir konu. Eğer herhangi bir kişi için oy kullanırlarsa 2017'deki kararlarıyla büyük bir çelişki yaşayacaklar demektir. Oy kullanmak yerine boş oy attıklarında da hiçbir şekilde bu oyun güvenliğinden emin olamayacaklardır.

Çıkmaz sokakta bugün.